eco-basket
Photo by Tima Miroshnichenko on Pexels.com

2022: Eko-tüketim yılı

2 Shares
0
2
0
0
0

Her yılın sonunda, bilindiği gibi, yeni yılın trendleri yazılır ve listelenir. Benzer listeler, yılın 'moda' kavramı olan sürdürülebilirlik konusunda da ortaya çıkmaya başladı. Baştan söyleyeyim: 2022, umarım, eko-tüketim yılı olacak.

Sürdürülebilirlik konularını trend olarak sıralamayı tehlikeli bulanlardanım. Bir konu trend olarak ele alındığında üstüne ‘geçici olma’ hali yapışıyor. Oysa sürdürülebilir sağlıklı gelecek için kavramsal olarak trendlerden değil, kalıcı dönüşüm ve değişimlerden bahsetmek sanki daha doğru bir yaklaşım.

Araştırmalar özellikle iklim ve çevre konularının sadece kısıtlı bir grubun değil, toplumun çoğunluğunun meselesi haline geldiğini ortaya koyuyor. Çünkü bu sorunların yarattığı olumsuz etkiler artık hepimizin arka bahçesine kadar gelmiş durumda. Bu, eyleme geçmek adına çok önemli bir eşik.

Future Bright’ın araştırmasına göre, Türkiye’de toplumun yüzde 77’si küresel ısınma ve iklim değişikliğini ülkenin en öncelikli sorunu olarak görüyor. Eğitim ve gelir adaletsizliği bile bunun gerisinde geliyor. Şaşırtıcı değil mi?

Her şeyi tüketmekten eko-tüketmeye

Oluşan bu yüksek farkındalığın ardından şu an duyulan ihtiyaç ise bireysel düzlemde yapılabileceklerle ilgili platformları sağlamak. Böylece bazı alışkanlıkları hızla değiştirmek ve dönüştürmek. Bireysel eylemin, en çarpıcı çözüm yolu olduğunu kabul ederek, tüm kurum ve kuruluşlarla bu yönde gelişimi sağlamak üzere çaba göstermek…

İnsanlar artık eko-yaşam ve eko-tüketim konularında daha hassas. Üstelik bu sadece tüketici olarak gösterdikleri tercihlerden de ibaret değil. Kurumların da buradaki sorumluluklarıyla ilgili olarak oldukça talepkarlar. Küresel düzeyde tüketicilerin yüzde 93'ü, markaların yerel, sosyal ve çevresel sorunlarla ilgili olarak aksiyon almalarını bekliyor; daha da ötesi talep ediyor. 

Talebin ötesine geçenler dahi var. İngiltere'deki bir aktivist yatırım platformu, tüketicilere büyük şirketleri değişime zorlayabilecekleri çarpıcı bir olanak sunuyor. Kullanıcılar Coca-Cola, Apple ve Amazon gibi şirketlerin hisselerini Tulipshare'den satın alıyor. Bu hisseler daha sonra platformun şirket hissedarı olarak oy hakkı kazanmak için gereken seviyeye (ABD'de yaklaşık 21.000 euro öz sermayeye eşdeğer) ulaşana kadar birleştiriliyor. Platform, böylece şirketlere ESG konularında baskı yapabilmek için küçük yatırımcılarının ortak sesini duyurabileceğini umuyor.

Eko-aktivistlerin yanı sıra eko-artistler de bu konuda boş durmuyor. Genç sanatçıları teşvik etmeye yardımcı olan karbonsuz bir NFT platformu, karbon saçan kripto platformlarına bir alternatif sunuyor. Voice kullanıcıları, NFT'leri ücretsiz olarak basabiliyor. Alıcılar da standart bir kredi kartıyla kreasyon satın alabiliyor. Bu, Bitcoin'den 65.000 kat, Ethereum'dan 17.000 kat daha enerji verimli bir süreç. Platformu çevresel olarak rekabetçi yapan şey, daha az kaynak gerektiren ve sürdürülebilir ve çevre dostu olacak şekilde tasarlanmış bir blok zinciri ağı olan Delegated Proof of Stake aracılığıyla desteklenmesi.

Cankurtaran: Teknoloji ve yenilik

Teknoloji ve inovasyon bu yolda kritik önemde. Bugün henüz olmayan ya da sadece deneme aşamasında olan bazı teknolojiler ve girişimler bugünün sorunlarına yarın çok daha hızlı ve verimli çözümler bulmamızı sağlayacak.

Singapur'da bir lojistik girişimi, yolculukları kısaltarak emisyonları azaltmak üzere yapay zeka destekli tahmine dayalı analiz kullanıyor. Portcast, gönderilerin nerede zorluklarla karşılaşabileceğini tahmin etmek için kargo hareketlerini, rüzgar ve hava unsurlarını ve pandemi ile ilgili sorunları izlemek için çok sayıda kaynaktan nakliye verileri topluyor. Şirket, dünya okyanus ticaretinin yüzde 90'ından fazlasını, hava kargosunun yüzde 35'ini takip edebileceğini ve 30.000 küresel ticaret rotasına yönelik talebi tahmin edebileceğini iddia ediyor. İddialı değil mi?

Değerli bir pazar fırsatı: Eko-tüketim

Konuya pazarlama çerçevesinden bakarsak aslında eko-tüketim bir pazar fırsatı olarak da görülebilir. Çünkü, sürdürülebilir ürünlerin peşinde olan ve bunun için daha fazla ödemeye istekli bir tüketici kitlesi var. Sayıları da her geçen gün artıyor. Dolayısıyla, pazarlama dünyası için de teşvik edici bir kazan-kazan ilişkisi bu alandaki dönüşümün hızı ve verimliliğini de çok etkileyebilir.

Özellikle bilinçli ve akılcı tüketimi desteklemek üzere oluşturulacak eko-pazaryerlerini düşünün. Burada, markaların düşük etkili içerik, çevre dostu ambalaj, düşük karbon ayak izi ve sosyal fayda taahhüdü içeren mallarının bir arada sıralandığını hayal edin. Aynı zamanda, tüketicilere de bu tercihlerinin yarattığı olumlu etkileri şeffaf olarak görebilecekleri bir platformu gözünüzün önüne getirin. Tüketicilerin tercihlerinin yarattığı etkiyi somut olarak görüp, uzun soluklu takip etme fırsatı yakalamaları çok iyi olmaz mı? Bu, aynı zamanda onları her seferinde daha da akılcı tercihler yapmaya teşvik etmez mi?

Sürdürülebilirliğin anahtarı: Pazarlama, iletişim ve inovasyon

İnandığım şeyi bir kez daha tekrar edeyim. Sürdürülebilirlik konularının anahtarı pazarlama, iletişim ve inovasyon dünyasında. Üretim modelleri gözden geçirilir ve dönüştürülürken, tüketici tarafında da iç görüler etrafında kurulan mekanizmalarla ve yeni teknolojilerle tüketim modellerinin de değişimi hızla gündeme gelmeli. Ancak böyle olursa, ekonomik büyüme ile birlikte, toplumsal ve çevresel gelişim ve dönüşüm sağlanabilir.

Söze trend ile başladık, öyle de bitirelim. Sürdürülebilirlik gündeminde önümüzdeki yılın trendi ne olacak diye ısrarla sorarsanız, ben ‘bireysel eylem ve dönüşüm’ derim.

Yorum Yap