cracked egg
Photo by Kuchmyki on Pexels.com

ESG’nin darbe yiyen itibarı!

0 Shares
0
0
0
0
0

Elektrikli araçlar gezegene faydalı değil mi? Elbette, fosil yakıtla çalışan araçlarla karşılaştırılmaz bile. Peki öyleyse, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisinin ESG endekslerinde liste başı olması gerekmiyor mu? Cevap: Gerekmiyor!

ESG (Environmental/çevresel, Social/sosyal, Governance/yönetişim) olgusu son dönemde özellikle kurumsal dünyanın tepesinde sallanan keskin bir kılıç gibi. Şirketlerin bir kısmının titizlikle takip ettiği, bir kısmının da korkulu gözlerle izleyerek, yön bulmaya çalıştığı önemli bir kerteriz.

Ama bu itibarı yüksek olgu, son dönemde farklı sebeplerle darbe yiyor. Kurumsal dünyanın ESG ile tutkulu birlikteliği, dünyanın içinden geçtiği bu zorlu günlerde biraz zarar görmüşe benziyor.

İlk olarak, S&P Dow Jones Endeksi, Tesla'yı S&P 500 Endeksinin ESG versiyonundan çıkardı. Karar, şaşkınlık yarattı. Birçok kişi için elektrikli araç üreticisi en yüksek ESG nişanını hak ediyordu.

Şaşıran sadece kamuoyu değildi. Elon Musk da "Tesla'nın çevre için herhangi bir şirketten daha fazlasını yapmasına rağmen" ESG indeksinden çıkarılmasına sert tepki göstererek, bunun bir ‘dolandırıcılık’ olduğunu ve ESG'nin "sahte sosyal adalet savaşçıları tarafından silahlandırıldığını" söyledi. ESG kavramına ilk ve en büyük darbe böylece dünyanın her hareketi takip edilen en zengin kişisi tarafından geldi.

Ardından, HSBC Varlık Yönetimi sorumlu yatırım başkanı Stuart Kirk tarafından başka bir bomba atıldı. Kirk, iklim değişikliği çağrılarının abartıldığını ve finans camiasının da iklim değişikliği konusunda gereksiz endişelendiğini söyledi. HSBC, yöneticisinin görüşlerinin şirket görüşlerini yansıtmadığını söyleyerek, görevini askıya aldığını duyurdu.

Ama cin lambadan bir kez çıktı. Finans dünyasının bu önemli oyuncusunun görüşleri, aslında sektörün tüm sessiz oyuncularının kafa sesi olabilir mi? Bu, çok tehlikeli bir durumu işaret etmez mi?

Peki sorun ne? 

ESG’nin insan, gezegen ve ekonomi için önemi ortada ve gerçekken, neden son dönemde özellikle bazı çevreler tarafından geri plana itilmeye çalışılıyor?

Sanırım bunun tek bir sebebi yok. Birkaç noktayı irdelemek gerekiyor:

- Dünya ekonomisinin durumu: Pandemi ile zaten bozulan üretim ve tedarik zincirleri bu sefer de Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle derinden sarsıldı. Yükselen enerji maliyetleri, global ekonomiye hâkim olan enflasyon belasını daha da körüklüyor. Tedarik zincirlerinin kırılması ve üretim sıkıntıları temel besin maddelerine erişim ile ilgili ciddi problemleri tetikliyor.

Bugün dünyanın çeşitli coğrafyalarında farklı şiddetlerde yaşanan tahıl kaynaklı temel gıda sıkıntıları var. Bu sorunların kısa vadede çözüm beklediği ortada.

Dolayısıyla, dünyanın gözü bugünün yaşamsal sorunlarını çözmeye dönmüş durumda. İklim krizi gibi yine çok temel ama orta vade hedeflerle ilerleyen bir konu, açıkça dile getirilmese de, ajandalarda biraz geriye itilmiş durumda olabilir.

- Yatırımcıların rolü: Ekonomideki yüksek oynaklık, yatırımcıları da farklı pozisyon almaya itiyor. Paranın değerini koruma çabası, ESG odaklı yatırımlar yerine daha geleneksel finansal unsurların tercih edilmesine yol açıyor.

Bu dönemde özellikle yükselen enerji hisselerine yatırım yapmak, ESG yatırımlarının en büyük sözcüsü BlackRock için bile yeniden akıllı bir finansal hamle olarak değerlendiriliyor.

- ESG belirsizliği: ESG algısı ile gerçekte ne olduğu arasında büyük bir kopukluk var. Bunun önemli bir sebebi de pek çok sektörde yapılan ‘yeşil yıkama’ faaliyetleri. Özellikle kurumsal dünyada kamuoyuna yapılan ‘yeşil yıkama pazarlaması’ kafa karışıklığını artırdı. Dürüst olmayan, kötü örnekler üzerinden kavramlar yanlış tanımlandı.

S&P, Tesla’yı ESG listesinden çıkarmanın ardında “Tesla'nın düşük karbon stratejisi (eksikliği) ve iş davranış kurallarıyla ilgili ölçüt düzeyindeki puanlarda düşüş” olduğunu açıkladı ve “iddialar etrafında toplanmış iki ayrı olay belirlediğini” söyledi. Bunları da Tesla'nın Fremont fabrikasındaki ırk ayrımcılığı ve kötü çalışma koşullarının yanı sıra, bir soruşturmada birden fazla ölüm ve yaralanmanın otopilot araçlarıyla ilişkilendirilmesi olarak duyurdu.

Yani, sonuçta insana/gezegene duyarlı (en azından zararsız) bir ürün yapıyor olsanız da bunu yaparken izlediğiniz yol ve yöntemler sizin ESG odaklı bir şirket olmanızı engelleyebilir.

Bu da ESG’nin tek boyutlu değil; çok boyutlu, karmaşık ve ölçülmesi bugün itibariyle zor bir olgu olduğunu ortaya koyuyor.

ESG'yi tanımlamak (ve ölçmek) kolay değil!

ESG’nin (environmental/çevresel, social/sosyal, governance/yönetişim) belki de en kolay bacağı ‘yönetişim’. Kurumun stratejisi, hesap verebilirliği ve regülasyonlara uyumu ile ilgili. Kurumsal yönetimi güçlü ve global standartlarda iyi yönetilen şirketlerin uzun vadede daha iyi performans gösterme eğiliminde olduğu fikri ne tartışmalı ne de ölçülmesi zor.

‘Sosyal’ bileşen ise ölçülmesi belki de en zor olanı. Kapsamı çok geniş. Çalışma koşulları, çalışan hakları ve çeşitliliği, tüm paydaşlarla ilişkiler gibi çok katmanlı bir ekosistem yönetimi. En kritik konu da bu ekosistem yönetiminin net ve kesin mali etkilerini ölçmenin zorluğu...

Son olarak, ‘çevresel’i anlamak da görece kolay. Bir şirketin eylemlerinin çevresel etkisinin değerlendirilmesini içeriyor. Ancak pratikte, veri eksikliği dolayısıyla, bugün bunu tam ve doğru bir şekilde ölçmek de oldukça zor. Bugün kurumsal dünya, özellikle çevresel etkilerin orta ve uzun vadeli finansal etkilerini ölçmek ve yönetmekle ilgili metotlar peşinde. Çünkü, uzun vadede en fazla maddi daha geniş ekonomik etkiye sahip olan alan da burası.

ESG’ye saldırmanın değil, sarılmanın zamanı!

Şimdi, aslında üstte sıraladığımız tüm sebeplerle ESG’den uzaklaşmanın değil tersine daha da sarılmanın tam zamanı.

Küreselleşmenin ciddi zarar gördüğü ve artık ülkeler için bile farklı ‘paylaşım’ modellerinin (onshoring, friendshoring, vs.) tartışıldığı günümüzde güvenilir gıda ve yakıt tedarikini güvence altına almak, temel yaşam koşullarını korumak kritik durumda.

Tarım alanlarının zenginleştirilmesi, sağlıklı üretimin teşvik edilmesi, temel yaşam haklarının korunması için savaşların ve şiddetin engellenmesi; insan haklarının, adaletin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için ESG olgusunu bırakın arka plana atmayı, her zamandan daha fazla sarılmak ve sahip çıkmak tüm ülkelerin, kurumların ve insanlığın amacı olmalı.

Bugünün sorunları için pansuman çözümler peşinde koşmanın, sonrasında tedavi edilemez akut durumlara yol açacağını akıldan çıkarmamak gerekiyor.


Kaynaklar:

https://www.reuters.com/business/sustainable-business/tesla-removed-sp-500-esg-index-autopilot-discrimination-concerns-2022-05-18/

https://www.reuters.com/business/sustainable-business/musks-esg-attack-spotlights-35-trillion-industry-confusion-2022-05-20/

https://www.forbes.com/sites/davidblackmon/2022/05/21/musk-lashes-out-at-esg-as-the-brand-starts-to-lose-its-luster/?sh=4316b22a1917

https://www.cnbc.com/2022/05/18/why-tesla-was-kicked-out-of-the-sp-500s-esg-index.html

https://www.investopedia.com/tesla-removed-from-widely-tracked-esg-index-5295510

Yorum Yap