alisveris torbası
Photo by Olya Kobruseva on Pexels.com

#HiperDevİndirim

0 Shares
0
0
0
0
0

Tüm dünyada, yılbaşına dek sürecek çılgın alışveriş fırsatları mevsimi başladı. 

Alışveriş eğlencelidir. Hediye almak keyiflidir. Üstelik, ekonomi için önemlidir. Üretim ve istihdam için kritiktir.

Söylemeye de gerek yok; indirimler, ihtiyaçlarımızı normalden çok daha düşük fiyatlarla karşılamamız için de eşsiz bir fırsat olabilir.

Buraya kadar her şey çok güzel. Sadece, konu ihtiyaç karşılamaktan çıkıp, tüketim ölçüsüzlüğüne döndüğünde durup bir düşünmek gerekiyor.

İnsan doğası gerçekten şaşırtıcı derecede karmaşık. Her zaman rasyonel kararlar vermediğimizi zaten biliyoruz. Tüm bu indirim çağrılarının insanlarda yarattığı duygu ‘aciliyet’ ve ‘eksiklik’. Tek geceye sıkışan ‘kaçmaz’ indirimler, ‘kaçırmamalıyım’ güdüsünü gıdıklıyor. ‘Fırsat’ motivasyonuyla doldurulan ürünlerden oluşan sepetler, ‘satın al’ düğmesine basılmasıyla bünyelerde büyük bir rahatlama sağlıyor.

İşin öbür yüzünde ise, bir ürün satın alındığında; o ürünün yapılması, taşınması, kullanılması ve nihayetinde yok edilmesinden kaynaklanacak ve tüm gezegeni etkileyecek bir dizi problem ortaya çıkıyor. Karbon emisyonları, plastik kirliliği, su tüketimi vs. bunların başında geliyor. Gezegene olumsuz etkilerinin yanında; üretim koşulları, çalışan hakları, adalet gibi konulara girmiyorum bile…

Elektronik alışverişini seviyoruz!

Örneğin elektronik, bu tür çılgın kampanya dönemlerinin en cazip ürün kategorisi. Yenisi alınınca, eski telefonlar, televizyonlar ve tabletler ‘e-atık’ haline geliyor. Her yıl piyasaya sürülen yeni ve son teknoloji cihazlara talep artarken, dünyanın en hızlı büyüyen e-atık sorunu ise henüz çözülmekten çok uzak. 2021 yılında 52,2 milyon metrik ton e-atık çıkacağı tahmin ediliyor.

Çoğu ülke, bu büyük miktardaki e-atık ile ne yapacağını bilmiyor. Bu atıkların yalnızca yüzde 20'si küresel olarak geri dönüştürülüyor. Sıkıntılı olan konu, bu tür e-atıkların insan sağlığına zararlı bir dizi toksik maddeye de sahip olması. Toksik kalıntılar, ekosistemleri etkileyerek toprağı, havayı ve suyu kirletiyor.

Hadi bir örnek daha. Geçtiğimiz yıl ‘Black Friday’ döneminde 9 milyar dolarlık online alışveriş yapıldı. Yalnızca Birleşik Krallık'ta, bu alışveriş yoğunluğu, 429.000 metrik ton sera gazı emisyonu yaydı. (Londra'dan New York'a 435 uçuşa eşdeğer bir emisyon)

Çözüm basit ve uygulanabilir!

Tüketim modelimizi, alışveriş pratiklerimizi hızla ve radikal şekilde değiştirmek mümkün değil. Ancak, dönüştürebiliriz. Bunun için en uygulanabilir ve basit yöntem ise ‘ölçülü ve akılcı olmak’.

Gelin birkaç tane temel soru üzerinde düşünelim.

Evinizi, okulunuzu, arabanızı, işyerinizi şöyle bir gözden geçirin. Sahip olduğunuz eşyaların kaç tanesi geri dönüştürülemez? Kaç tanesini hayatınız boyunca saklamayı planlıyorsunuz? Kaç tanesini gerekli buluyorsunuz?

Sahip olmadıklarımız yerine hâlihazırda sahip olduklarımıza odaklanmamız gerekiyor. Gerçekten daha fazlasına, daha yenisine ve farklısına ihtiyacınız yoksa, satın alma kararını gözden geçirmek çok daha iyi olmaz mı?

Bozulanı tamir etmek, yenisi yerine az kullanılmış alternatifleri düşünmek, hiç kullanmadığımız eşyaları ve kıyafetleri başkalarının kullanımı için mevcut ikinci el platformlarında değerlendirmek; böylece ürünlerin kullanım ömrünü artırmak yararlı olmaz mı? 

Bir dahaki sefere "satın al" düğmesini tıklamadan önce kendinize iki, hatta üç kez sorun: Buna gerçekten ihtiyacım var mı? Neden alıyorum? Ne kadar kullanacağım? Ürünün çevreye zararı var mı?

"Gezegenimiz için en büyük tehdit, onu bir başkasının kurtaracağına olan inançtır." Robert Swan

Süper kahramanlar gelmeyecek. Ya da, bir gün uyandığımızda, keşfedilen bir teknolojinin tüm bu sorunları hızla ve tek seferde hallettiğini görmeyeceğiz.

Kendi yarattığımız sorunları, yine kendimiz çözeceğiz. Değişim, ufak hareketlerle bile olsa, yine bizlerden başlayacak. Böylece, dönüşümü tetikleyecek. Sürdürülebilir sağlıklı bir gelecek için etkisi ve faydası büyük olacak.

Hadi, daha da gecikmeden, ufak adımlarla da olsa harekete geçelim…

Yorum Yap