white masks
Photo by Pexels.com

İnsanlığın temel sorunu: Hipokrasi

4 Shares
0
4
0
0
0

İnsanlığın, bugün uğraştığı bütün sorunların ortak noktasında hipokrasi yani ikiyüzlülük var. İşte savaşlar, iklim ve çevre sorunları, adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği, temel insan hakları…

Bakın Ukrayna’daki içler acısı duruma. Gözü dönmüş bir liderin, tarihe yeni bir sayfa açma çabasının insanlığı getirdiği trajik noktaya…

Ukrayna’dan gelen haberler ve görüntüler endişe verici. Hayatın, oradakiler için sıradan dertleriyle akarken, bir anda ölüm-kalım savaşına dönüşmesi korkunç bir şey.

Savaşlar kötüdür. Herhangi bir coğrafyada, herhangi bir ülke ve toplum için fark etmez. İşte hipokrasi günahı da burada başlıyor.

Hiyerarşik empati!

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal hamlesi tepki ile karşılandı. Olması gerektiği gibi. Ama bunun bile insanlık adına kendi içinde daha acı veren bir tarafı var. Amerika ve Avrupa, kendilerine uzak coğrafyalardaki savaş ve çatışmalara tepkisiz ve mesafeli kalırken, burada farklı bir tutum takındılar. Adeta, kendi yaşamlarına da bir tehdit olarak görerek, yani empati kurarak, Ukrayna’daki savaşa diğer coğrafyalarda yaşananların aksine büyük tepki verdiler.

Öyle ki, Ukrayna'da işgalden kaçanlara, Orta Doğu ve Afrika'da şiddetten kaçanlara asla yapılmayan hız ve kolaylıkta sınırlar açıldı. Ukraynalılar "Avrupalı", "medeni", "mavi gözlü ve sarı saçlı" insanlar olarak selamlandı. Bombalar ve füzeler, yüksek binalarla ve kalabalık üniversitelerle dolu şehirlere, eğitimli bir nüfusa yağmaması gereken şeylerdi. Burada yaşayan insanlar da şiddete maruz kalmaması gereken insanlardı.

Çünkü savaş, yerini bile bilmediğimiz coğrafyalara ve oradaki insanlara ait bir şeydi. Teneke mahallelerin, medeni yaşamdan uzak ve kurak toplumların gerçeğiydi.

İşte, ikiyüzlülüğümüzün çıplak çirkinliği. İşin siyasi ve politik kısmını bir kenara koyarsak, bireyler olarak empatimiz bile tek ve mutlak değil. Hiyerarşik ve önyargılı. Oysa savaşlar kötüdür. Her coğrafya, her toplum ve her insan için…

Sadece savaşlara değil, insanlığın son dönem sorunlarına bakın. Her yerde bu ikiyüzlülüğün derin izlerini göreceksiniz.

Küresel olarak en büyük ortak sorunumuz çevre ve iklim krizi konuları değil mi? Gelin görün ki koca koca devletler bu konuda büyük büyük laflar ederken, en basitinden güzelim ağaçları bile korumaktan geri duruyorlar.

Ya toplumsal cinsiyet eşitliği, temel insan hakları gibi konular? Bu konularda herkese ders veren ama her gün evde ve işte kullandığı dilde bile cinsiyetçi olanlar yok mu?

Dünyayı kurtarmaya and içen büyük şirketlerin söylediği ile yaptığı arasındaki uçurumlar... Medeni ülkeler için taahhütler vererek sonlandırdıkları ürünlerini 3. Dünya ülkelerine göndermeye devam edenler… Bir yanda dil, ırk, cinsiyet eşitliğinin yılmaz savunucusu olan markalar, diğer yanda yine kendi yaptıkları işçi hakları ihlalleri…

Binlerce örnek sıralanabilir. Tüm bunların insanlık adına tek bir sonucu var: Herkes için ortak müşterekte ‘iyi ve doğru’ terazisini asla tutturamamak…

Aynaya bakalım!

Tarih boyunca insanlığın gölgesi gibi yaşayan ve güçlenen hipokrasiyi ortadan tamamen kaldırmak ancak ütopik bir dilek olur. Yine de kemikleşmiş yapıyı bir yerden zımparalamaya başlayarak, etkisini inceltmeye çalışmak sürdürülebilir sağlıklı bir ortak gelecek için kritik olacak.

Bireysel eylem ve dönüşümün burada da en büyük güç olduğuna inananlardanım. Aynayı kendimize tutup, samimi olarak düşünmekte fayda var.

Ailemiz ve günlük hayatımızdan başlayarak, hangi durum ve koşullarda, bilinçli ya da bilinçsiz hipokrasiye sarılıyoruz, yani -mış gibi yapıyoruz, gerçekte olmadığımız biri gibi konuşuyor ve hareket ediyoruz? Söylem ve eylem birliğimiz var mı yoksa boşa sıkan, farklı davranan durumda mıyız? Çocuklarımıza nasıl örnek oluyor ve yetiştiriyoruz?

En azından kendimize bu konuda dürüst davranma sorumluluğumuz olmalı. Yoksa, daha bireysel düzeyde bu konuyu içtenlikle çözememişken, tüm insanlık için çözülmesini beklemek hayalperestliğin de ötesinde ahmaklık olur.

Son sözü Malcolm X söylesin:

"Yanlış da olsa nerede durduğunu söyleyen adama, melek gibi yaklaşıp aslında şeytandan başka bir şey olmayandan daha çok saygı duyarım."

Yorum Yap