illuminated paper lanterns
Photo by Sigit Rizal Hidayat on Pexels.com

Küresel krizi fırsata çevirelim!

0 Shares
0
0
0
0
0

Farkında mısınız? İnsanlık belki de bu düzeyde bir küresel belirsizlikle ve krizle daha önce hiç karşılaşmadı.

Tekrar tekrar başa saran pandemi döngüsü, artık varoluşsal bir soruna dönüşen iklim ve çevre krizi, bitmeyen ekonomik krizler, gelişen ve değiştiren teknolojiler, sosyal kırılmalar. Üstüne, dünyanın farklı coğrafyalarında bırakın çözülmeyi daha da derinleşen açlık, temel insan hakları, özgürlük, eşitlik, eğitim gibi sorunlar…

Zor bir yılı geride bırakıyoruz. Yeni bir yıla girmeye hazırlanırken, bazı temel sorular hala yanıtsız olarak önümüzde duruyor:

İşte, pandemi ve ekonomi ilişkisi! Küresel ekonomik krizlerin artık mevcut doktrinlerle çözülemediği bu son dönemin altın vuruşunu pandemi yaptı. Pandemi etkisiyle ortaya çıkan ekonomik belirsizlik tüm dünyayı derinden sarstı. Sarsmaya da devam ediyor. Pandemi kalıcı bir döngüye dönüşmeye doğru giderken, ekonomi de artık daha farklı bir dünya düzeninde yeni denge arayışında…

Ancak temel soru şu: Bu kadar ekonomik güce ve gelişmiş teknolojiye rağmen, insanlık neden korona virüs konusunu etkili şekilde çözemiyor? Neden kapamalar, kısıtlamalar, önlemler için sürekli tetikteyiz? İyiye mi gidiyoruz, daha kötüye mi? Yoksa, iyi ya da kötüden ziyade artık yeni normalimiz mi bu?

İklim değişikliği inkârı!

Ya iklim krizi konusu? Artık belli ki bu göz ardı ya da inkâr edilebilecek bir konu değil. Etkileri kapımıza kadar dayandı.

Sadece ekonomik etkisi bile sarsıcı. Önümüzdeki dönemde iklim değişikliğinin etkisi daha şiddetli hale gelecek ve ekonomik faturası tarihin en pahalısı olacak. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda, dünya GSYH’sinin yaklaşık yüzde 40'ı savaşın hasarlarını onarmak için harcandı. İklim değişikliğinin yaratacağı etkilerin ekonomik boyutu için hesaplanan rakamsa 2050 yılına kadar küresel GSYH’nin yüzde 60’ı!

İklim değişikliğinin etkileri tahmin ettiğimizden çok daha kötü olabilir. 2050 yılına kadar denizlerin yükselmesi nedeniyle yaklaşık 600 büyük kıyı kenti sular altında kalabilir. Bu, 360 milyon ila 1 milyar eko-mülteci yaratabilir. Pirinç, buğday, patates gibi temel gıda üretimi azalabilir. İklim felaketleri nedeniyle yıllık 6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip küresel sigorta piyasasının tamamen çökmesi söz konusu olabilir.

Bugün; iklim değişikliğiyle mücadelede görünen bu anlaşılmaz isteksizlik, aslında konunun insani ve ekonomik boyutunu günden güne artırarak, yönetilebilir olmaktan uzaklaştırıyor. Peki, bu genel umursamazlığın dayandığı temel inkâr noktası ne? İnsanlık bu konuda nasıl bu kadar tasasız ve rahat kalabiliyor?

Umut yeni nesillerde!

Bu karmaşanın içinde uzunca bir süredir farkındalıkla yaşayanlar için durum elbette iç açıcı değil. Ama, umut var. Yeni nesillerin bu konulara yaklaşımı çok daha etkili ve belirleyici olacak.

Pandemiyle tetiklenen krizlerin etkisiyle ebeveynlerinin yaşadıklarına şahit olanlar, artık kendilerine öğretilen (ya da dayatılan) toplum, birey ve ekonomi etrafındaki değerleri sorguluyor gibi görünüyor.

Blok zinciri, dijital para birimleri, küreselleşme, teknoloji, yeni çalışma modelleri, Asya-Pasifik bölgesinin yükselişi, toplumsal ve bireysel kırılımlar, farklılaşan hayat görüşü gibi konuları yakından takip etmemiz gerekiyor.

Acaba tüm bunlar, önümüzdeki dönemde toplumsal, sosyal ve ekonomik öğretileri ve pratikleri acaba nasıl etkileyecek ve değiştirecek?

Özetle, insanlık, pek çok açıdan önemli bir sınav veriyor. Tarihin, belki en büyük küresel belirsizliğinin ve krizlerinin olduğu bu dönemde, bazı temel ve yaşamsal sorulara artık yanıt bulunması gerekecek.

"Asla iyi bir krizin boşa gitmesine izin vermeyin." Sir Winston Churchill

Elbette bu krizler yumağı, dünyanın derinleşen sorunlarını çözmek için tüm insanlık adına bir fırsat penceresi de aralayabilir.

Konuştuğumuz tüm konular; pandemi ile değişen yaşam pratikleri, çalışma modelleri, teknoloji, yeni ekonomik doktrinler dönüşümü sağlayacak bir alt yapı oluşturabilir.

Böylece, önümüzdeki 20-30 yılda, tüm ekonomik ve siyasi pratikler değişmeye ve dönüşmeye mahkûm olabilir. Ekonominin ilk ve birincil işinin sadece kar ve gelir değil, aynı zamanda tüm paydaşlara uzun soluklu fayda ve değer sağlamak olduğu genel kabul görebilir. İklim değişikliği, çevre ve sürdürülebilirlik ile ilgili konular öncelikli ele alınabilir. Tüm model, insanların daha iyi, daha sağlıklı ve daha mutlu yaşaması için çalışabilir.

Tarihte ilk kez, ekonomik amaç ile insanlık ve gezegen için sürdürülebilir sağlıklı gelecek kol kola gidebilir.

Yeni yıldan kişisel dileğim bu! Hem bizler hem de çocuklarımız için…

Mutlu ve sürdürülebilir bir yeni yıl dileğiyle...


Book: The Rise of Technosocialism: How Inequality, AI and Climate will Usher in a New World by King, Brett; Petty, Dr. Richard

Yorum Yap