a person in a red dress holding a mirror near a body of water
Photo by SHVETS production on Pexels.com

Cinsiyet eşitliğinde 9000 yıllık utanç!

4 Shares
0
4
0
0
0
“Bir evin olsun, bir karın, bir de öküzün.
Karını parayla satın al ki
Gereğinde yürüsün öküzün ardından…”

Bu satırlar Yunan didaktik şiirinin babası olarak bilinen ünlü ozan Hesiodos’a ait. Yazıldığı zaman MÖ 8. yüzyıl…

“…ve kadınlar
bizim kadınlarımız…
…anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen…”

Bu dizeler büyük usta Nazım Hikmet’e ait.

“… kız evlatsın, eğeceksin boynunu
Davul zurna gideceksin yabana!
Gelin değil yoz tarlada ırgatsın,
Kadın değil, ana değil, kul köle…”

Bu dizeler de Rıfat Ilgaz’ın…

Tıpkı, Nazım Hikmet gibi, o da usta diliyle toplumun kadına bakışını ortaya koyuyor.

Hesiodos’un yazdığı satırlarla, Nazım Hikmet ve Rıfat Ilgaz’ın bu dizeleri yazdığı tarihler arasında asırlar var.

Bu, aradan asırlar geçmesine rağmen, kadının toplumda değişmeyen konumu için tüm insanlığın utanç duyması gereken bir durum değil mi?

Pandora’nın kutusu!

Dünya 4,5 milyar yaşında, modern insan 200.000 yıl önce evrimleşti. Anadolu topraklarında bulunan ilk Neolitik yerleşim Çatalhöyük'ün tarihi ise 9.000 yıl öncesine dayanıyor.

Çatalhöyük’ün en önemli özelliklerinden biri, farklı grupların bir arada yaşadığı eşitlikçi bir toplum olması. Paylaşım, ev düzenlemeleri, ölü gömme teknikleri gibi toplumsal pratiklere bakıldığında kadın ve erkek eşit konumda.

Çatalhöyük, 9.000 yıl önce toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde ideal bir sosyal statü tanımlarken, sonraki dönemlerde maalesef bu yapı tamamen değişti. Bu dönemden Hitit Dönemi’ne kadar geçen 5.000 yıllık süreçte kadına biçilen rol farklılaştı. Kadın; erkeğin yardımcısı, hizmetçisi ya da kölesi bir meta olarak toplumda konumlandırıldı.

Yunanlılar, ilk kadın yaratılana kadar dünyada sadece erkeklerin olduğuna inanıyorlardı. Erkeklere ve onların hamisi olan Prometheus’a duyduğu öfke, Zeus’un bir bela olarak Pandora’yı yaratmasına vesile olmuştu. Pandora Antik Yunan'da ilk kadın olarak kabul edilir. İçinde her türlü musibeti, dünyayı kötüleştirecek ve kirletecek unsuru barındıran bir kutuyla insanın günahkârlığının müsebbibi bu ilk kadındı.

Mitolojide olduğu gibi, antik çağlar boyunca kadının yaşamdaki rolü, erkekler tarafından çizilmiş sınırlar içinde şekillendi. Peki ya günümüzde?

Bugün, dünya çapında, 15 ila 19 yaşları arasındaki her 4 kızdan 1'i eğitim ve iş gücüne katılım şansına sahip değil. Bu oran erkek çocuklarda 10’a 1.

Dünya çapında milyonlarca kız çocuğu hala çocuk yaşta evliliklere maruz kalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), verilerine göre, Türkiye’de 2019 yılında 16-17 yaş grubunda olan 17 bin kız çocuğu evlendirildi. 15-17 yaş arasında doğum yapan çocukların sayısı ise 9 binden fazla.

Bugün hala kadının toplumsal konumunu ve rolünü oldukça hadsiz ve mesnetsiz şekilde erkek egemen dünyanın çizdiğini söylemek yanlış olur mu?

Cinsiyet eşitliği olmadan hiçbir şey olmaz!

Siz, dünyanın herhangi bir yerinde devlet ya da sivil toplum politikası içinde şu tür hedefler duydunuz mu?

- Erkeklere ve erkek çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığın her yerde sona erdirilmesi.

- Kamu alanları ve özel alanlarda, bütün erkeklere ve erkek çocuklarına yönelik, erkek ticareti, cinsel ve her türlü istismarı da kapsayan şiddetin her türünün ortadan kaldırılması.

- Çocuk evliliği, erken yaşta zorla evlendirilme gibi bütün zararlı uygulamaların ortadan kaldırılması.

Elbette hayır! Ama, bu çok temel insan hak ve özgürlükleri bugün hala kadınlar için BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde ‘amaç ve hedef’ olarak listeleniyor! Tüm insanlık adına utanç verici!

Ya ülkemizdeki durum? Çocuk yaşta evlilikler, kadın cinayetleri, eğitim ve işgücünde fırsat eşitsizliği… Bunlarla ilgili her birimizin sorumluluğu yok mu? Elbette var, hem de fazlasıyla…

Büyük büyük laflar etmeye gerek yok. 9.000 yıl önce Çatalhöyük’te olduğu gibi paylaşım, ev düzeni, sosyal hayat üzerinden net tanımlanan cinsiyet eşitliğinin bugün kendi yaşam pratiklerimizde ve toplumsal hayatta ne durumda olduğuna bakalım.

Aile içindeki davranış setlerimize, günlük kullandığımız kelimelere, çocuklarımızı yetiştirme tarzımıza şöyle bir göz atalım. Evde erkek çocuğunuzla kız çocuğunuza yaklaşımınızı samimi şekilde gözden geçirin. Tavır, tutum ve düşüncelerinizde sadece cinsiyet odaklı irili ufaklı pek çok farklılık göreceksiniz.

Değişim bireyde ve ailede başlıyor. Çocuklarımızı bu konuda ‘doğru’ yetiştirme sorumluluğumuz var. Günlük yaşam pratiklerimizde, ailemizde ve toplumsal hayatımızda, iş ortamında, eylem ve sözlerimizde hepimizin ‘doğru’ olma ve davranma zorunluluğu var.

Hep söylediğimiz gibi, büyük sorunların çözümü bireysel olarak küçük ama etkili adımlar atmaktan geçiyor. Gerçek farkındalıkla atılan küçük adımlar, büyük dönüşümlerin ayak sesleri oluyor…


Kaynaklar:

https://www.unicef.org/gender-equality

https://www.un.org/sustainabledevelopment/gender-equality/

https://www.mckinsey.com/featured-insights/future-of-work/covid-19-and-gender-equality-countering-the-regressive-effects

https://aktuelarkeoloji.com.tr/kategori/arkeoloji/antikcagin-otekisi-kadin

https://en.wikipedia.org/wiki/Çatalhöyük

https://www.yapikredi.com.tr/en/corporate-social-responsibility/csr-projects/culture-and-art-activities/about-catalhoyuk

https://www.nationalgeographic.com/history/history-magazine/article/early-agricultural-settlement-catalhoyuk-turkey

https://whc.unesco.org/en/list/1405/

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/07/09/catalhoyuk-esitlikci-bir-toplumdu

https://en.m.wikipedia.org/wiki/%C3%87atalh%C3%B6y%C3%BCk

Yorum Yap